asik-ve-kiskanc

Aşık ve Kıskanç Kitap Yorumu

“Bir kadın sana bağlanmaktan korkuyorum diyorsa çoktan bağlanmıştır. Ona, bağlanmasına değer olduğunu göstermeni istiyor demektir. Nokta.”

Adının ve kapağının güzelliğinden de anlaşılacağı gibi son derece keyifli bir roman Aşık ve Kıskanç

Arvin sevgilisini en yakın arkadaşı ile yakaladıktan sonra uzun bir süre içinden çıkamadığı bir depresyona  girer. “Birini sevmek zormuş, Sevmek… ACITIRMIŞ!”

Ne istediğini bilmeyen, kararsız, kendini unutmuş güven sorunu yaşayan bir kadın Arvin. Erkek arkadaşını, en yakın arkadaşı ile bastıktan sonra kendinin de söylediği gibi;

Ben nevrotik değilim! Obsesif bir kıskanç, umutsuz bir aşık ve aşırı bağımlı bir sevgili olabilirim ama hepsi çok sevdiğimden!” 

Arvin, yeni listeler oluşturulur, kararlar alınır ama uygulanmaz. Bu hallerin içinde dolanıp dururken okuduğu bir köşe yazısı onu sinir eder ve iğneleyici düşüncelerini dile getirerek köşe yazarına yorum gönderir. Bu yorumlar sonra sert atışmalar dönüşünce Arvin başka bir gazete tarafından yazarlık teklifi alır.

Atışmalar, gelgitler, kendine bile itiraf edemediğin aşk gelir kapıya dayanır ve Arvin’in hayatına David yerleşir.

Hımmm atlıyordum. Birde Rüzgar var. Kim mi o. Şu gıcık köşe yazarı.

“Birine değer verdiğinde canın yanar, o senin zayıf noktan olur çünkü. Onu kollamak için defalarca kendinden vazgeçer, dimdik duracağın zamanlarda ya da vezgeçeceğin zamanlarda, yani o üç noktada bile, her türlü radikal karar vermene engeldir onun sevgisi ve varlığı. “

Kafamı çok veremediğim bir zamanda sevgili arkadaşımın Kübra’nın bana hediye ettiği İlişki Durumu : Aşık ve Kıskanç, gülerek severek bazende gıcık olarak okuduğum tam da yaz sezonuna uygun bir kitap oldu.  Keyifli eğlencelik ve nevrotik bir kadının itiraflarını okumak ve ilişkiler üzerine düşünce sahibi olmak isterseniz okuyabilirsiniz.

Kitabın devamı ne zaman gelir bilinmez ama ben Rüzgar ile Arvin’i okumaktan daha çok keyif alacağımı düşünüyorum. Sizce de büyük aşklar nefretle başlamaz mı?

“… muhakkak birileri değer yaşamına, birileri umudu gösterir sana, ne dersen de bağlanırsın.”

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...