aska-ceyrek-kala

Aşka Çeyrek Kala Kitap Yorumu

Şimdi İlker Bey bölüm 13 sayfa 173 Dışımdan istemsizce bir çüşşş lafı çıktı. Biraz yüksek sesle söylemişim galiba..”

Şimdi bende aynen sizin dediğiniz gibi yapsam ve istemsizce aynı kelimeyi mi kullansam diye düşünüyorum değil?

Vallahi ne desem hak ettiniz yani.

Siz ne yaptınız öyle Hande’ye? Nerede o ilk o hissettiğiniz duygular? Onu o kadar istemeniz, o kadar aklınızdan, gönlünüzden geçen onca hoş duygular. Ne oldunuz kuzum?

Şimdi her şeyi hak ediyorsunuz vallahi. Çekin… En derine kadar hissedin de acınızı.

Böyle konuşuyorum diye de sakın kızmayın bana. Şu an tabi ki hem cinsimi koruyacağım.

Ne kadar sert bir giriş yaptığımın farkındayım. Ama hak ettiniz. Sizlerde okuyunca bana hak vereceksiniz eminim.

Aşka Çeyrek Kala’yı okumaya başlarken, İlker Bey’ doğru olanı buldu ve şimdi uygulayacak dedim içimden.

Yok yanılmışım. Hiç düşündüğüm gibi olmadı. İlker Bey önceki iki kitabında erkek ve kadın ilişkileri üzerine o kadar iyi tespitlerini bizimle paylaşmıştı ki, bu kadar iyi tespitleri olan bir erkeğin bir kadını üzelebileceğini hiç düşünememiştim.

“Bir kadın aklına gitmeyi koyduysa, kalması için yapabileceğin çok bir şey yok, tek bir şey hariç: Gitmesine Sebep olan şeyi ortadan kaldırmak.”

Devamını oku

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir