Aşktan Sabıkalı Kitap Yorumu

Herkesin intikamını aldım. Bir ben kaldım… Bir kendimden intikam alamadım. Hep yenildim kendime . 

 

2018 yılına girerken bir karar aldım ve kitaplığımda okunmak için bekleyen kitapları okuyarak bitireceğim dedim. Çok çok ilgimi çeken bir kitap olmadığı sürece kitap almayı düşünmüyorum. Okumaya kalksam bir sene yetecek kadar okunacak kitabım var. Aşktan Sabıkalı’da onlardan biri.

Mortena Yayınları’ndan basılan Aşktan Sabıkalı gencecik bir yazar Merve Duman’ın ilk kitabı.

Aşk ve polisiye tadında ilerleyen romanı biraz anlatmaya çalışırsam;

Bihter, delidolu bir polis memurudur. Hem asi, hemde dikbaşlı olan Bihter son görevinden sonra amiri tarafından bir nevi açığa alınır ve ceza olarak şehrin dışında bir çiflik evine iş için gönderilir.

Gittiği evde kendisini birden 5 yaşındaki Buse’nin bakıcısı olarak bulan Bihter keçi gibi inatçı huysuz bir kızla uğraşmaya başlar. Asıl görevinden habersiz Buse’ye yakınlaşan Bihter kızı sever ve sahiplenir.

Bir terslik vardır. Şehrin dışında bir çiftlik evi, evi koruyanlar, akşam geliş saatleri belli olmayan bir baba ve küçük kızın dışarıya çıkmasını engelleyen bir sürü neden.

Polis hali ile her bir şeyi gözlemleyen Bihter, elde ettiği ipuçlarıyla birlikte Buse’yide yanına alarak yola çıkar ve soluğu kendi karakolunda alır.

Taşlar yerine oturmaya başlar, Buse’nin babası onun gibi polis olan Savaş’dır. O eve gönderilmesinin sebebi Savaş’a yardım ederek geçmişte kalan bir dosyayı yeniden ele almak ve gün yüzüne çıkarmaktır.

Macera başlasın…

Hiç bir şeyden sabıkam yok benim. Hep korundum sözde cezalardan. Asıl cezaları en kızgın ateşlerle yaşattılar bana. Ama kendimi koruyamadım ondan. Tek sabıkam Aşktan. 

Savaş ve Bihter araştırmayı derinleştirip sona doğru yaklaştıkça birbiri ile bağlanan geçmişte Bihter’i neler bekler, Savaş’la Bihter nerelere doğru sürüklenir, bütün taşlar yerine nasıl oturur? Okudukça merakın fazlalaştığı son sayfalarda finalin keyfine varıldığı güzel ve keyifli bir polisiye roman.

Kurgusunu ve olaylar akışını baktığımda, bazı yerlerde eksiklik ve kısa geçişler olmasına rağmen genelde kitabı beğendim. Her bölümün başında yer verilen alıntılara bayıldım.  Romanlarda ben argo ve küfür sevmem. Aşktan Sabıkalı’da aralara serpiştirilmiş argo kelimeler ve küfürler çok fazla bağırmadığı için beni rahatsız etmedi. Aşk kitabı deyince illede aşırı cinsellik ve romantizm olmadan da, kurgulandığında güzel bir roman çıkacağını vurgulayan bir kitap Aşktan Sabıkalı.

Henüz yedi yaşlarındaydı. Amcası sarı saçlarını kısacık keserken sessizce ağlıyordu.

Onlu yaşlarındayken amcası onu öteki villalarda yaşayan çocukların önünde döverek rezil etmişti.

Daha on iki yaşındaydı. Amcası onu görmek istemediği için evin bodrumundaki ardiyede karanlıkta kilitli kalıyordu.

On beş yaşında aynı adam yüzü tanınmayacak hale gelene kadar onu dövmüştü. Sırf birkaç dakika eve gel geldiği için.

Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bulduğum romanın, yazım fili son derece akıcı ve kitap basımı oldukça iyi. Kapak tasarımını romanın içeri ile pek uyumlu bulmadım.

Romanda, aşk da var merhamet de. Macerada var, arkadaşlık ve dostlukta. Komedi de var, gizli kapaklı işlerde. kapak tasarımı daha eğlenceli olabilirdi.

Bu kitap romantik komedi türünde ve polisiye aşk kitabı diyebiliriz.

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...