Beklerken Seni Kitap Yorumu

Gurur insanın duygularını saklamasını sağlar, hissetmesini değil.

 

Romanlardan  hep kadınların aşkını veya aşklarını okuyoruz. Pek de erkeklerden aşkı okumuyoruz ve dinlemiyoruz.

Beklerken Seni erkek dilinden, yüreğinden, kalbinden ve beyninden dökülen bir roman.

Nasıl mı?

Kıvanç yıllar sonra eski bir arkadaşı ile mesajlaşmaya başlar. Bu görüşme uzun zamandır hissedemediği heyecanı geri getirir. İçinde hissettiği yeni kıvılcımları hem yaşamak ister ama aynı zamanda da vicdan yapmaya başlar. Çünkü Kıvanç’ın hayatında bir aşkı zaten vardır.

Burada araya bir parantez açıyorum Sayın Kıvanç yaptığın çok yanlıştı ve sona okurken çok kızdım. Sevgilin varken başka birine tutuldun.

Yeni aşk Kıvanç’ın kapısını çalmışken, çok fazla süre geçmeden sevgilisinden ayrılır ve doyasıya İpek’i hissetmeye başlar.

İpek’le birlikte Kıvanç bambaşka olur. Öyle bir sever ki, o kadar sabır gösterir ki ifade etmem zor. Bir aşk adamı olarak yapması gereken her şeyi yapar. Ben burada bir kadın olarak düşündüğümde “bir kadın bu kadar sevilmekten başka ne bekler. Neden kendini mutsuzluğa sürekler” dedim. Oluyormuş. Bağlanma problemi yaşayan kadın veya erkek olsun, seven tarafı çok üzüyor.

Kıvanç’ı da İpek çok kötü üzdü. Kötü İpek!

Uzun süren bir boşluk dönemi yaşayan Kıvanç, yeniden yeşillenmeye başlar. Yeniden nefes almak keyifli hale gelir. Heyecan başlar.

Derin çıkar gelir, Kıvanç’ın hayatına.

Yeniden beklentisiz, tüm benliğiyle Kıvanç Derin’in karşısına çıkar. Yine çabalar, yine planlar yapar, yeniden sever.

Umutlarla bezenmiş durumdadır.

Ne mi olur? Mutlu olmuştur dediğinizi duyar gibiyim.

Merak mı uyandırdım?

Kıvanç yaşadığı aşklarında elinden gelenin fazlasını yaptı. Aşk sabır mı? Kesinlikle sabır. O çok sabretti, çok bekledi, sanki halada bekliyor.

Kitaptaki iki o kadın: İpek ve Derin. Hemcinsimsiniz ama siz o güzel sevgiyi hak etmediniz.

Kıvanç bu sevgide kaybetti mi? Hayır. Kazandı.

Sevgi karşılıklı olunca sevgidir.

Kıvanç’da gerçek sevgiyi bulacaktır.

Her insanı mutlu olmayan hakkı vardır, seçimleri mutluluğunu ya mutsuzluğunu belirler. Kaybedilen günleri bir deftere yazmaktansa yeni bir sayfaya aşk masalı yazmak daha iyidir her zaman.

 Beklerken Seni, Çağlayan Dikmen’in ilk romanı. Son derece yalın, sizi yormayan biraz aşk biraz dram niteliğinde yazılmış bir roman.

Sessiz bir adamın derin çığlıklarını duyabileceğiniz, finalinde duygu yüklü anlar yaşayacağınız bir hikaye isterseniz Beklerken Seni tavsiyemdir.

Vazgeçmek o kadar kolay mıydı, böylesine severken vazgeçmek…

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...