yusuf-gurer

Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül Kitap Yorumu

Lakin.

Orhan Veli misali

Atamam da denize kendimi

Bir güzel var çünkü

Deniz Karanlığa düşen fenere benzer

Gözleri var aramızda kalsın

Yaşamaktan da güzel 

Bazı kitaplar vardır. Her zaman okunmaz. Kendilerini saklarlar ve okunmasını istediği zamanlarda ortaya çıkar.

Her kitap aynı derecede okunmaz. Bazen mutlu olur okursun, bazen için acır kitapta kendini bulur, dağıtırsın.

Bende tam böyle bir ruh hali içinde başladım Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül kitabına

Ben kitap okurken müzik dinlemeyi çok seviyorum. Kulaklıklarımı takar, dış dünya ile bağlantımı keser, kendimi kitabın içine hapsederim. Hele de birde gece ise en sevdiğim karanlık gecede kitap okumak benim için bulunmaz bir zevk.

İnişli, çıkışlı benim için iyi geçmeyen bir haftada bu kitap beni kendine çekti ve hüzünlü, gözyaşlı acabalı ve sorularla okudum bitirdim Yusuf Gürer’in şiir kitabını.

“Mesela sen benim Tomris’im ol, ben senin Cemal’in, Edip’in, Turgut’un… Bir şiir gelsin hiç gitmesin sonra. Sen bir gül kocaman, hiç solmasın dudaklarında kalsın.
Çay da demleriz; ben demli severim ama kafiyesiz de yapamam bilirsin. Açık olsun. Seni mi kıracağım?”

Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül, şiir kitabını okuduğunuzda aşık bir adamın isyanı ile karşı karşıya kalacaksınız. Giden sevgiliye özlem, kızgınlık ve bolca hüzün var.

“Benim bir bayramım var ki yirmi dört saatte üç yüz altmış beş yıl sürer… Bayramda benim, kurban da, kime ne…  “

Giden giderken de senden de bir parça alıp götür mü yor mu sizce? Bence bal gibi de alıp gidiyor sizi.

İşte okurken bunları hissedeceğinize inanıyorum. İlle de aşk kırıklığı olması gerekli değil, hayat sizi kırdıysa da bunu hissedebileceksiniz.

“Aşkı tabuta sandığa karanlığa saklayamaz insan ve hiç kimsede engel olamaz. “

Şiirler, hep küçük harflerle yazılmış.

Şiirler, tek bir kadın için yazılmış.

Şiirler, çok sevmiş bir adamın yüreği ile yazılmış.

“Sonrayı unut önce bugün var. Bir isyan günü kalabalığı kalbim. Tutukevini düşünme önce bugün var. Mart ayında üşürsün bilirim, fakat önümüz kocaman bir ekim. “

Kitabın sonunda yazarın “Teşekkür” yazısında az da olsa kendisini ve şiirlerini tanıyabiliyorsunuz.

Hele “Neden mi yazıldı?” Yazısını okuduğunda yazdığı şiirlerin neden nasıl ve neyi anlattığını anlıyorsunuz.

“Günahlarım hep bir renk çoktan düşüyorsam sevda sevabımın ağırlığından”

Çok alıntı yaptım biliyorum ama altını çizdiğim daha neleri saklı bende. Sakla ile Hep Olacağım şiirlerini çok beğendim diyebilirim.

Ben bu kitabı sevdim. Belki iyi değildim, bana iyi gedli, belki bu şiirleri okuyup hüzünlenmeye ihtiyacım vardı. Belki, belki, birçok belki diyebilirim.

Kısa bir mola verin, Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül

Okuyunnnnnn

“Kızıl aydınlıkta bir beyazlıktır belirir, sonbaharda o çiçek ne de güzel de sevilir.”

Bazı şiirler resimlenerek anlatılan bu kitap benim size bir tavsiyemdir.

Kitap ikinci baskısında bir yeniliğe gitmiş ve Yusuf Bey stüdyoya girip kendi şiirlerini seslendirmiş ve dinlememiz için Qr kod ile dinlememizi sağlamış.

Ayrıca bu kitap Yaşama Açılan Penceredir Kitap Etkinliğinde hediye edilen kitaplar arasında ve ben hem yazarla tanışma, hem konuşma hem de bu kitabını kendisinin elinden imzalı aldım.

ben-sana-siir-yazayim-sen-sadece-gul

 

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir