cam-kafeste-yedi-soytari

Cam Kafeste 7 Soytarı Kitap Yorumu

Arka Kapak: Peyami Recai SON, geçmişi sırlarla dolu olan ünlü bir sanatçıydı. Yıllar önce bir kurşunla parçalanmasının ardından yüzünü ameliyat ettirmek yerine maske ile dolaşmaya başladı. Uzun zamandır yüzünü kimsenin görmemesi ve yeteneğinin dünya çapında takdir edilmesi ona gizemli bir şöhret sağlamıştı. Pakize, arkadaşlarının Pekmez lakabını taktığı, daima gülen, neşesi hiç kaybolmayan çok güzel ve zeki bir kızdı. Mikail MİKAİL, yıllarca holdinginin 77. Katından dışarıya adımını atmamış, bir iş adamıydı.

Gazeteci Ahmet Duman, Peyami‘nin yaşamını yazma teklifi aldığında bunu hayatının fırsatı zannetmişti. Başarısız kariyerinde ilk kez her şey değişecek şöhrete ve paraya kavuşacaktı. Ancak bu işi kabul etmekle bu üç ilginç insanın tehlikeli intikam hikâyesinin tam ortasında kalacaktı. Bu hikayedeki 7 soytarı ise iki eski dost arasındaki Eziklik, Hayranlık, Kıskançlık, Açgözlülük, Nefret, Hainlik ve Delilikti.

Geçen hafta okuyamama hastalığına yakalanmıştım. Üç kitaba başlamış, okumadan bırakmıştım.

Cam Kafeste 7 Soytarı beni bulunduğun durumdan kurtardı:)

Bir iki sayfa okuyup sonra uyurum diye düşünürken, kitabı yarılamış, kalanını da iki gecede bitirmiştim.

Kitapyurdu kampanyasından konusunu merak ederek almış olduğum Eray Aydın’ın  Cam Kafeste 7 Soytarı romanı adı gibi ilginç bir kitap.

Romanın arka kapak yazısında aslında birçok şeyden bahsedilmiş. Bende şimdi kendi düşündüklerimi paylaşmak istiyorum.

İçinde konuşan sesi sürekli dinleyerek, karısı yatakta uyurken evi yakan, balkonda sigara içen stajyeri atmak isteyen, dört kitap girişiminden de elin boş dönen, sürekli ret edilen, aç kalmakla burun buruna gelip kelime başına makale yazan akıl hastanesinden yeni çıkmış,   zihinsel kısıtlı,nevrotik bir vaka olan Ahmet Duman.

Postacının getirdiği bir zarfla olaylar  sisilisesi başlar. Bir davet almıştır.

Peyami Recai SON, hayatını kaleme aldırmak için Ahmet Duman’a bir iş teklifi eder. Hayatının fırsatının ayağına geldiğini düşünen Ahmet Duman, şöhret ve paraya kavuşacağını düşünürken başına neler geleceğini tahmin etmez.

Yaptığı görüşmede Ahmet, Peyami Recai Son’un tüm hayatını, geçmişini, sırlarını, ününü öğreneceği için ve hem de bol para kazanacağı için son derece heyecanlıdır.

Peyami’nin kuralları vardır. İşlem bitene kadar olanlardan kimsenin haberi olmamasını, çıkacak kitabın telif haklarını Ahmet’e vererek 240.000 TL ödeme yapılcağını söyler. Üçüncü bence en önemli kural, Peyami’nin hayatı ikinci bir kişi olan onun en yakın arkadaşı Mikail Mikail’den dinlemesidir.

Peyami, Ahmet için Mikail’den bir randevu almıştır ve onunla görüşmesini ister.

Üç kuralı da  kabul eden Ahmet evine büyük bir sevinçle döner.

Eğer yeterince uzun yaşarsanız mutlaka ayağınıza bir fırsat gelir, genelde ömrünüzde bir kez gelir, ama gelir. Benim fırsatım postacının getirdiği faturalarımın arasından çıktı. Fırsatımın adı: PEYAMİ RECAİ SON!

Ertesi gün Peyami’yi görmeye giden Ahmet, Peyami’nin elektrik kontağından çıkan yangınla atölyesinde öldüğünü öğrenir. Tüm umutları biranda son bulur. Ahmet tüm bunları düşünürken Peyami’nin nin Mikail’den aldığı randevu aklına gelir. Peyami’nin tüm hikayesini dinlemek, her şeyi öğrenmek için randevuya gitmeye karar verir.

Bu hikâye onun hayattaki tek şansıdır.

Saat 21:00’de Mikail Mikail ile görüşmeye giden Ahmet Duman koca bir oyunun bir parçasının da kendi olduğunu, neden Peyami tarafından seçildiğini saat ilerledikçe anlayacaktır.

Ama Nasıl?

Kestik diyorum:))))

Roman acayip bir kurguya sahip.

Hırsızlık için girdiği evin kızına aşık olan ve müthiş bir kıvrak zekaya sahip genç bir çocuk Peyami, hapishanede tanışarak kardeş gibi olan ve onu sürekli  kıskanan bir erkek arkadaş Mikail ve güzeller güzeli Pekmez. Kitabın tamamında bu karakterlerin hikayelerini dinleyeceksiniz.

Peyami’nin zekalığına hayran kaldım. Yaptığı planlar, bulduğu çözümler müthişti. Mikail’in oyunlarına çok kızdım. Egosunun kurbanı oldu.

Spoiler vermeden anca bu kadar anlatabiliyorum ama okuyun isterim.

Eray Aydın’ı ilk Cam Kafeste 7 Soytarı ile tanıdım. Yazarın Aşk ve Zeka, Aşk, Kılıç ve Muska adlı iki kitabı daha varmış. O kitaplarıda okumak için şimdiden heveslendim diyebilirim.

Bence bu kitap daha çok okunmayı, reklamı ve paylaşılmayı hak ediyor.

Yine bence bu romandan güzel bir aksiyon filmi olabilir.

Romanda; bir başarma öyküsü okurken aynı zamanda ilmek ilmek işlenmiş bir intikam hikâyesini de şahitlik edecekseniz.

Strateji dolu bir Peyami Recai SON okuyun isterim.

Az kalsın unutuyordum. Kitap bölümlerinde yaşanan olaylar geçerken gerçek hayatımızdaki, tarihi olaylara yer verilerek bir çeşit farkındalık oluşturulmuş. Bu detaylar benim yeniden zihnimin tazelenmesine sebep verdiği için beni etkiledi.  

Romanın adı neden Cam Kafeste 7 Soytarı? Cevap, romanın son sayfalarında öğreneceksiniz.

Farklı bir yorumda görüşmek üzere.

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir