Erik Ağacı Kitap Yorumu

Erik Ağacı Kitap Yorumu

Geçen hafta beni derinden sarsan bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Arkadya Kitap‘tan çıkan Erik Ağacı.

“Christine bodur erken ağacında erken olgunlaşan birkaç erikten birini kopardı. Tekrar verandaya oturdu ve erik sularını çenesinden akıta akıta eriğini yemeye başladı. Eriğini bitirdikten sonra çitlerle çevrili arka bahçenin köşesine yürüyüp killi toprağa küçük bir çukur kazdı ve erik çekirdeğini oraya gömdü. Ayağıyla toprağın üzerine bastırdıktan sonra gözlerini kapayıp, çekirdeğin köklenip büyümesi için dua etti. Tanrım bu erik  çekirdeği fide olduğunda lütfen savaş bitmiş olsun, babam eve dönsün ve biz Isaac’le birlikle olabilelim. “

Bence kitabı adına veren paragraf bu olmuş.

Erik Ağacı İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan savaşın soğuk yüzünü anlatıyor.

Birçok acıyı olayı barındıran Erik Ağacı, Hitler’in Yahudi vatandaşlara yaptıkları zulüm, işkence, açlık ve sefalet ve soykırımı bir Alman genç kızı Christine’nın gözünden, dilinden, yüreğinden anlatılıyor.

Yazar Ellen Marie Wiseman bu kitabı yazarken annesinin yaşadıklarını dinlediğinde ondan esinlenerek hazırlamış ve içinde bolca acı barındıran bir romana dönüştürmüş.

Kitap beni çok sarstı. Az çok neler olabileceğini biliyordum ama okumak… İşte, hissetmek, okurken betimleme yapmak. Benim için en dramatik olanlardı.

Savaşı ruhumda yaşadım ve hissettim.

Daha öncede bu tarz filmler ve kitaplar okumuştum ama uzun zaman sonra yeniden yaşanmış gerçekleri okumak, benim bir dönemde yapılan insanlık ayıbımı tekrar etmem oldu.

Bu kitap bana yıllar önce seyredip ve ağladığım bir filmi hatırlattı. Hayat Güzeldir. Birbirine çok benzeyen bir gerçek yaşam öyküsü.

Erik Ağacı romanının farkı bir Alman vatandaşı genç kızın dilinden anlatılmış olması. Savaşın her iki tarafa verdiği onca zararı okurken, savaşta suçlu ya da suçsuz birçok insanın yitirildiğini bir kez daha net anlıyorsunuz. Roman bize insan olmanın ve yaşamın ne kadar değerli olduğunu kanıtlıyor. Zorunluklar karşında istemeden de yaşamak için onca eziyete göz yumulduğunu, bir tutam yemek için nelerin feda edildiğini, ümidin hiç tükenmemesi gerektiğini söylüyor.

Romanımızda bunca üzüntüye, savaşın onca kara ve soğuk yüzüne rağmen yine sımsıkı, sıcacık bir aşk var. Aile bağları var. Arkadaşlık ve akrabalık var.

Ne kadar kötülük olursa olsun, bir yerlerde sıkışıp kalan sevgi ve iyilik hep var.

Eninde sonunda hep iyilik kazanacak diyorum.

Romanın sonunda yazarla yapılmış kısa bir söyleşi var. Onu da mutlaka okuyun.

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Erik Ağacı Kitap Yorumu” için 2 yorum

  • Myreal

    (6 Mart 2017 - 12:46)

    Elmas abla yorumların da paylaştığın görseller de gerçekten çok güzel *-*

    • elmaspiriltilari

      (6 Mart 2017 - 14:12)

      Gerçekten mi? Çokk sevindim. Hem yorum, hem de fotoğraf çekerken özenli olmaya çalışıyorum.
      Sevgiler canım:))

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir