erkekler-baska-sever

Erkekler Başka Sever Kitap Yorumu

Nermin Kılıçman’dan Erkekler Başka Sever

Erkekler nasıl başka sever diye düşünerek Nermin Hanım’ın kitabına başladım.

Kitabın iç kapağının içinde Hasan’ın hikayesinden çok etkileneceksiniz, Aral’la bambaşka diyarlara gidecek, “Mete’nin yalnızlığına ortak olacaksınız. Çınar’ın yerinde olmak isteyecek, Mustafa’ya kızacaksınız belki…” yazıyordu. Bu cümleler benim bu kitaba yoğunlaşmamı sağladı diyebilirim.

Elime alıp başladığımda 75 sayfayı geride bırakmıştım. Kısa sürede bitirdim ama yorumunu yapmaya geç kaldım.

Yazarın künyesini okuduğumda Erkekler Başka Sever’in yazar tarafından yazılmış dördüncü kitabı olduğunu öğrenmiş oldum.

Sizde benim gibi okuduğunuz kitabının yazarını araştırıyor musunuz?

Şimdi biraz kitaptan bahsedeyim; Akın, her yaz sonu sakin ve huzurlu bir yalnızlık için  Köyçeğiz’e gider. Gittiği çay bahçesinde çayını yudumlarken, onun gibi yalnız bir başına oturan bir kadın dikkatini çeker. Meraklı gözlerle kadına dalar ve onunla tanışmak ister, birden bir kaza olur ve kadın yere düşen kalemini almaya çalışırken kaşını vurur ve kaşı açılır.

“Hayat beklenmedik sürprizlerle doludur. “

Yerinden fırlayan Akın kendini kanayan yarının üstüne dokunurken bulur.

“Dudaklarımı yakan onun yüksek ateşi miydi? Yoksa benim içimdeki ateş mi? Bilemedim… 

Kadından çok etkilenen Akın yaralanın kadını hastaneye götürmeyi teklif eder.

Kadın itiraz eder ve Akın’a ne kadar sertse, garsona o kadar yumuşak davranır. K

Konuşmaların arasında garsonunun Derya Hoca diye hitap ettiğini duyar.

Adı gibi uçsuz bucaksız, gizemli bir kişiliğinin olduğunu düşünen Akın, Derya’yı ikna ederek hastaneye götürür.

Evet gerçekten hayat sürprizlerle doludur.

Akın, çok meraklıdır. Derya ile ilgili bir çok şeyi öğrenmek ister. Onda gizli bir şey vardır ve Akın ona karşı çekiliyordur.

Akın garsondan aldığı bilgilerle Derya’nın bir yazar olduğunu öğrenir ve kitaplarını alır.

Okumaya Erkekler Başka Sever’den başlar.

“Vücudun görünen yerlerindeki izler ne kadar kalıcı olursa olsunlar, kalpteki izler kadar  acı vermiyorlar.”

Romanın içinde hikaye okuyacağınız

Her hikayede çok seven erkeklerinin anılarının olduğunu göreceksiniz.

Bu hikayeleri okurken de Akın neler yapıyor, Derya nasıl karşılıyor. Akın ile Derya arasında neler gelişiyor, öğreneceksiniz.

“Biz erkekler ağlayan kadına hiç dayanamayız zaten. Hele de o kadın, her zaman güçlü görmeye alıştığımız, gözyaşlarını silah olarak kullanmayan bir kadınsa…”

Akın’a bazı yerlerde çok kızdım.

Bir kadın için bir şey bittiyse gerçekten bittiğinin yansıtıldığı güzel bir karakter olan Derya’nın yaşadıklarını sonralara doğru okudukça çok iyi anladım.

Kitabı çok sevdim ve çok akıcı buldum. Su gibi okunup bitti.

Birbirinden kopmadan bağlantılı olarak ilerleyen her bölüm, bir sonrasında neler olacağının merakını bana çok iyi verdi.

Altını karalayabileceğim ve beni etkileyen bir çok cümleri de sizin için seçiyor de buraya bırakıyorum.

Fzla detaya girmeden ayrılmak istiyorum.

“İnsan sevildikçe güzelleşir derler. Sevilip sevilmediğimi bilmiyordum ama içimdeki aşkın, hissettiğim mutluluğun güzelliği, yüzüme yansımıştı sanki. “

Okuduğunuz her sevgi hikayesinden, Akın’dan güzel Derya’dan çok şey bulacağınızı düşünüyorum.

Ve kitabın devamının olduğunu son sayfada anlıyorum.

Öyle bir yerde kaldı ki; Akın Derya için neler yapacak merak ediyorum.

Yazara ve yayın evine sesleniyorum. Devamı hemen gelsin lütfen.

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir