gri-mavi

Gri Mavi Kitap Yorumu

Yine bir Zeynep Saraç kitabı ile geldim. Gri Mavi

“Bir insanın kalbini sevebilirsin, değer verebilirsin, ama ona hayran kalmak çok farklıdır. O gün senin kalbinin güzelliğine önce hayran kaldım, sonrada aşık oldum. Aynı, yüzünün güzelliğine olduğu gibi…”

Gri saçlı Eyşan ile mavi gözlü Emir hakkında söylemek istediğim çok şey var.

Gri Mavi Zeynep Saraç’ın okuduğum üçüncü kitabı. Her okuduğum kitapla birlikte yazara olan düşkünlüğüm bir kat daha artıyor. Kaleminin ustalığını her romanında kat kat geliştiren yazarın son kitabı yine çok güzeldi. Ceylan’dan sonra Nar Çiçeğini çok sevmiştim ve kitap yorumumda da belirtmiştim. Şimdi aynı şeyi Gri Mavi için diyeceğim. Şu an yazarım kızmayın ama Gri Mavi kitaplarınız arasında benim için bir numara.

Gri Mavi’yi size çok anlatmak istemiyorum. Sadece biraz bahsetmeye niyetliyim. 430 sayfalık kitabı yine çok kısa sürede bu sıcak günlerde balkonda, işe giderken serviste, işte molalarda okudum ve içime sindirerek bitirdim.

Yazarın kitaplardaki karakterlerini çok çok beğeniyorum. Kadın ve erkek karakterleri çok güçlü, çok güzel ve yakışıklı ve iyi, insani duyguları yüksek olan karakterler.

Eyşan ile Emir’de onlardan biri.

İmkansızım olarak sevdiği Emir için neleri göze olan bir  Eyşan var ki, ya nasıl da güzel duygularla seviyor, bekliyor, sabrediyor…

Hiç kimseyi arabasına bindirmeyen Emir için bir akşam ablası ve onun arkadaşı için 1000 dolara iddaya giren Eyşan o araca binmeye karalıdır. İddia uğruna kendini Emir’in aracının önüne atar.

Eyşan’a vuran Emir onu hastaneye kendi aracı ile değil bir taksi ile götürmek isteyince Eyşan kızar. O arabaya binemediği gibi iddiayı da kaybeder.

Ne kadar Eyşan’ın yaptığı iddia gibi gözükse de, bu planın altında başka hisler yatar. Emir’e kızgın Eyşan, Eyşan’a kızgın bir Emir bomba gibi ortalıkta dolaşırken romana Defne dahil olur.

Defne Emir’in sahiplendiği, evlat edinmek için çaba gösterdiği sendromlu bir kız çocuğudur. Emir’lerin evinin bahçesinde ağlayan küçük kız çocuğu Defne’ye yardım etmek için giden Eyşan, bilemezdi ki Emir’in kalbine gireceğini.

Emir. Ah Emir! Başta beni o kadar çok kızdırırdı ki. Ketum tutumu, ağır duruşu, sırları, cevapsızlığı kitabın yarısına kadar kızdım durdum. Ama.. O anlattıktan sonra ben Eyşan oldum ve onun gibi dinledim, onun gibi baktım. Onun gibi hissettim. Hele Eyşan’ a ” Yanmaya hazır mısın?  Yak” cevabını okuduğumda içim ürperdi.

Roman aşk romanı gibi görünüyor ama değil. Bu aşkın gölgesinde Defne’nin kim olduğu, gerçek  Emir’in kimliği, Eysan’dan sakladığı gerçekler, azılı bir düşman İlker Yazıcı  ve Buğra.

“Sessiz ve derinden gitmiştim. Onu öyle sevmiş, gerçeklere de bu şekilde ulaşmıştım. Şimdi ise mutluluğa dokunmak üzereyim. “

Romanın başından beri varlığını gösteren Buğra farklı bir bilinmezlikleri ile birlikte finale kadar ilerliyor.

Çok şey oluyor. Son bir kaç bölümde tüm taşlar yerine oturuyor ve Eyşan’ın ve okuyucunun kafasındaki tüm sorular açıklığa çıkıyor.

“Kimse, kimse benim Eyşan’ı sevdiğim gibi sevemezdi. Çünkü ben sevdiğim kız için özgürlüğümü katlediyor, babamın gözünde hiç olmayı tercih ediyordum. “

Hiç bir sayfada sıkılmadan bir sonraki sayfada neler olacağını merak ederek kitabı bitirdim.

Tabi roman mutlu bitecekti. Bunu biliyordum ama bu kadar gelişme olacağını tahmin etmiyordum.  Bir ara Ceylan romanından Mert ile Ceylan bize katıldı ve aşklarını yeniden hissettirdi.

Zeynep Saraç hissettiklerini  ve anlatmak istediklerini okuyucuya cümlelerle oynayarak iyi aktarabiliyor.

Ben bazı bölümleri heyecanla ve içim eriyerek okudum.

Uzun süre Eyşan’ı dinledim, ama sonra Emir anlatınca onu da çok sevdim.

Teşekkürler Zeynep Saraç. Bu güzel romanlar için.

Bir sonraki romanınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

 

zeynep-sarac-gri-mavi

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir