koredeki-_at_-kat_mdan-sesleniyorum

Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum Kitap Yorumu

Merhabalar

Yine etkinliğimizde Ephesus Yayınlar’ından bize hediye edilen Korede’ki Çatı Katımdan Sesleniyorum kitabı ile karşınızdayım.

Ephesus Yayınları kitap seçimini bize bırakmıştı ve ben tercih olarak pembe renkleri ile bana göz kırpan Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum kitabını seçmiş, daha etkinlik başlamadan okumuştum diyebilirim. (Etkinlik gününü akşamı da bitti)

İlk önce şunları söylemek istiyorum. Kitap tasarımı, baskı kalitesi, sayfa yapısı çok güzel ve kaliteli. Çitlenmiş kitaplar ayrı bir hoşuma gidiyor. Kitabın kapağında da kitap karakterleri Duygu ve DongHo var.

Kimler mi onlar? Hadi başlayalım anlatmaya.

Kitap su gibi akıp, gidiyor. Rahat ve keyifli okuyorsunuz. Sıkıldığım bir sayfa olmadı diyebilirim.

Ama…

Çok farklı da değil. Sizi alıp götürmüyor.

Kitap tamamen gerçek bir hayatı anlatıyor. Dürüst, şeffaf ve romantik. Arada depresif.

Romanımız, genç bir kızın terk edilmesi ile başlayan yolculuk, depresyon, aşk acısı, duyguları, düşünceleri ve geleceği içinde yaşadığı ne duygu varsa hepsini en çıplak hali ile anlamış ve kağıda döküp bir güzel yorumlayarak kendi hayatının en önemli noktalarını kitap haline getirmiş.

Bize de okumaya bırakmış.

Devamını oku

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir