kslar-yasina-gider

Kuşlar Yasına Gider Kitap Yorumu

Bazen seçtiğim kitaplar sanki o zamanki durumun ve ruh halimle ilerliyor gibi geliyor bana. Kuşlar Yasına Gider’de onlardan biri.

“Ayaklarımın altındaki buz çatıradarak kırılınca daha ne oluyor demeye bile gerek kalmadan paldır küldür suyun içine düştüm  tabii. Üstelik düşmemle birlikte elimden kayan koltuk değneğini de kaybettim. Sonra işte ben orada buz tabakalarının arasında can havliyle çırpınırken yanımdan yöremdem bir sürü insan geldi geçti ama hiçbiri, hiçbiri başını çevirip bakmadı oğlum. anlıyor musun? Hiçbiri… Sesime kulak veren  de olmadı. “

Annemin ameliyat sonrası iyileşme sürecinde ilerlerken, bende onun hep iyi olmasını isterken, aile, evlat, akraba, baba, anne, hastalık, ölüm konularının iç içe olduğu bir kitap okumak, beni duygudan duyguya geçirdi.

Hasan Ali Toptaş’ın kitaplarını hep görür ama alıp okumazdım. Şimdi bu kitap bitince kendime kızıyorum. Yanlış yapmışım.

Kuşlar Yasına Gider; genel olarak baba oğul ilişkisinin en iyi şekilde işlendiği dramatik bir roman.

“Babalar alınlarımıza yazılmış yanlızlıklardır.”

Aziz Bey uzun yol şoförlüğü yaptığı sırada trafik kazası geçirir ve bir bacağını yitirir. Kaza öncesi hep araç alan, araç parçaları ile zaman geçiren, bazen evden çıkıp nereye gittiği belli olmadığı gibi, geri dönüşü de belli olmayan bir babadır.

Yazar, romanımızda da bir yazar  ve Ankara’da yaşıyor.

Roman Aziz Bey’in yeni protez bacağını yaptırmak için köyü Denizli’den çıkarak oğlunun yanına gitmesiyle başlar. Annesinden gelen telefonla babasının yanına geldiğini öğrenen oğlumuz babasını rahat ettirmek, iyi hissettirmek için elinden geleni yapar ama babası onları rahatsız ettiğini, yük olduğunu düşünerek köyüne geri gider.  Kurgu aşağıya yukarı hep böyle devam ediyor. Yazar her babasını merak ettiğinde veya babası kötüleşip hasta olduğunda Ankara’dan kalkıp Denizli’ye gidiyor. Yazar aracı ile Anlara Denizli arası hareket ederken yolda ona bir görünen sonra bir kaybolan beyaz bir atın varlığından bahsediyor. Yine at gibi bir görünüp bir kaybolan başka bir varlık, bir çocuk baba evinin bahçesinde görünüyor.

Roman hakkında okuduğum birçok yorum yazarın sürekli tekrara düştüğü ile ilgiliydi. Evet bende katılıyorum ama şunu da söylemek istiyorum ki yazar Ankara Denizli arasında sürekli babasına ulaşmak için gidip geliyor. O arada yaşadıkları, hissettikleri, düşünceleri, hep aynı. Gerçek hayatta yaşanana anılar gibi düşünün. Başımıza böyle bir durumlar geldiğinde bizde hep yaptıklarımızı tekrar etmiyor muyuz? Evet, ediyoruz.

Romanı ben bu şekilde düşünerek okudum. Çok da hüzünlendim. Okuduklarım o kadar güzel duygular hissettirdi ki bana yazmakla anlatamam. Kaybetmiş olduğum rahmetli bababım hastalık zamanı gözümün önüne geldi. Yüreğime oturdu.

Bir evladın babasını rahat ettirmek için verdiği onca çabayı gördüm. Bir eşin vefasını. Unutmuş olduğumuz akrabalıkların var olduğunu. Bir arada olmanın güzelliği. Belki soyut olarak hissedilen onlarca kavramı. Hissettim, gözümde canlandırdım

Roman, baba evi, baba ocağı, yuvada olmanın huzurunu gerçekten içeriyor ve size de iyi yansıtıyor. Çaresizlik, yapmak isteyip de hiç bir şey yapamamak…

Yazar, ölüm gibi bir çok üzücü duyguyu bembeyaz tertemiz saf olarak anlatılıyor.

Roman da hissedilen acı soğuklarla birlikte, doğa, dağlar, yollar, Ankara Denizli çok iyi anlatılmış. iyi tasvir edilmiş. Okuyucuya iyi aktarılmış.

Son olarak yazarı ve hayatını çok iyi bilmemiş olmama rağmen sanki bu kurgu kendisine aitmiş gibi geldi bana. Romanın bir bölümünde yazar onun hayatını ve kitaplarını ele alan bir kişiden bahsediyor. Yanlış yorumlamalarda bulunduğunu ve ona dava açacağını anlatıyor.

Romanın bütününe baktığımda bir kaç bölümün hava da, yarım kalmış ve sona ulaşamamış olduğunu hissediyorum.

Geneline baktığımda Kuşlar Yasına Gider’in hem çok satmasının, hem de bu kadar tutulmasının sebebinin, cümlelerin saf, duyguları gerçek şekilde aktarılmış olduğunu düşünüyorum.

Bu kitap sonunda beni deli gibi ağlattı. Baştan sonunun ne olduğunu bilmeme rağmen baba kaybı hep beni ağlatıyor.

Artık biraz daha eğlenceli kitap okumak için, okuma listemi biraz değiştirmeye karar verdim.

Bir sonraki yorumda görüşmek üzere

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir