nar-cicegi

Nar Çiçeği Kitap Yorumu

“Mutluluk her şeyimi ele geçirmişti. Dilimi, beynimi sözlerimi ve de kalbimi… “Gerçekten değil” Hala yaşları silmeye çalışıyordum  ancak baş edemiyordum. İnatla yanaklarımdan süzülen yaşlar, Demir’in bakışlarını gitgide asabileştirdi. Buna rağmen kendine hakim olarak sordu. “Neyin var?” Başını bana doğru eydi. “Bir şey mi oldu?” 

Konuşamıyordum. Bir kaç dakika önce duyduğum sözlerin bana hissettirdiği mutluluğa daha fazla karşı koyamadım. Tavrına, ne düşüneceğine, hatta bana karşılık verip vermeyeceğine bile aldırmadım. 

“Onu öpmek istedim.”

Bir kalpte neler var neler? Sevgi, kötülük, iyilik nefret, intikam… Sayabileceğiniz kadar çok duygu barındırırız. Ama ya sevgi, ya nefret? İkisi bir arada olur mu?  Oluyormuş. Zeynep Saraç’ın son kitabı Nar Çiçeği işte böyle bir kitap.

Zeynep Saraç’ın okuduğum bu  ikinci kitabı. İlk kitabı Bir Parça Masal’dan sonra Ceylan, en son kitabı’da Nar Çiçeği.

İpek erkek arkadaşının ondan ayrıldığı bir günde evde çocukluk arkadaşı Demir’in annesi Aysun Teyzesinin ona sorduğu bir soruya “Evet.” diyerek başka bir dünyaya geçer. Bu “Evet.” nefret ettiği çocukluk arkadaşı Demir ile evlenmeyi kabul etmesidir. Bu şekilde başlayan roman yol alır ve bir iç hesaplaşma, saklı kalmış duyguların ortaya çıkması, nefret ve sevginin aynı anda hissedilmesi ve ve ve…

İpek, o bir çakıl taşıdır, Demirin gözünde, yüreğinde, kalbinde  İpek hep çakıl taşı olarak yer alır.

“Çakıl Taşı demek sen demek İpek. Sana olan sevgimi, aşkımı, tutkumu bir arada söylemek. Senin sahip olduğun her güzelliği; sana bu iki kelimeye sığdırıp, anlatmak İpek. Çakıl Taşı demek, sana sadece bana ait olduğunu haykırmak İpek.” 

Bu kitabı fazla yorumlamak istemiyorum. Bu kitabı okuyarak hissetmenizi istiyorum. Bu kitabı el ayak çekilip kendi halinizde kaldığınızda, yalnızlığınızla okumanızı istiyorum.

Ben bu kitapta çok duygulandım. Çok içerledim. Çok üzüldüm. Duygusallığımın en üst noktasında bu romanı okuduğum için ben çok çok beğendim.

İpek’i sevdim ama hep Demir tarafından baktım. İpek’i haklı bulsam da kızdım, Demir neden böyle oldu acaba dedim? Sorularım ve cevaplarım aklımı kurcalayarak kitabın sonuna yaklaştım. Sonumu; son 120 sayfalar mı? İşte onlar çok sarsıtıcı, çok hüzünlü, çok acı, çok gerçek, çok dürüst.

“Belkide o büyük hayalinin içinde kaybolmaktan korktuğundandır, kuramadaığın hayalinin sebebi, asla hayallerin yokluğundan değil. “

Size burada bir sürü alıntı yapabilirim. Kitabı olduğu gibi anlatabilirim ama en sevdiklerimi yazmaya çalışacağım.

Bambaşka duygularla başlayan roman sarsıtıcı ve bir o kadar değişik bir sonla bitiyor.

Şu an kitabın içi postitlerle dolu durumda. Yeniden okumak istiyorum. Yine okuyacağım ve okuduğumda o postit koyduğum bölümlerin üzerinden bir kaç defa daha geçeceğim.

Zeynep Saraç çok güzel, çok duygulu bir İpek, çok kararlı, çok gururlu, çok seven bir Demir yaratmış. Kitabın yüzde sekseni içte konuşulan duyguları barındırıyor ve bu satırlar bence ustaca yazılmış ve üzerine oldukça düşünülerek kağıda dökülmüş.

“Bazı cümleler vardır; özlemle duymak istediğin, hayatın boyunca beklediğin, duyana kadar ne olduğunu aslında senin de bilmediğin.”

Bu kitabı bir kadın olduğum, yada çok duygusal baktığım için sevmiş olabilirim. Kesinlikle abartı ve mübala etmiyorum. Kadınlar kadar erkeklerin de okuması gerektiğini düşünüyorum. Demir gibi seven aşık yok mu? Mutlaka var.

Zeynep Saraç’ın Ceylan’da olduğu gibi bu kitabında ki erkek kahramanları çok seviyor. Çok aşık oluyor.

Son kez şunu demek istiyorum ki, ben Nar Çiçeği’ni Ceylan ‘dan daha çok sevdim. Onu da sevmiştim ama bu kitap onun çok çok üstüne çıktı.

Ceylan nasıl romantik komedi tarzında yazılmışsa, Nar Çiçeği bir o kadar dramatik yazılmış.

Teşekkür ederim Zeynep Saraç. Bir sonraki kitabınızı sabırzlıkla bekliyorum.

“Gidişler vardır, arkasındaki acıya bin bir şekil veren gidişler… Seçimler vardır; acılardan birine razı olduğunu gösteren…”

zeynep-sarac

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir