olagan ustu-gece

Olağanüstü Bir Gece Kitap Yorumu

Merhabalar

Stefan Zweig’in okuduğum kitaplardan yine bir tanesi ile karşınızdayım. Olağanüstü Bir Gece

Yazarın kitapları, daha doğrusu benim okuduklarım kraterlerin iç dünyası ve ruhlarında hissettikleri ile ilgili.

Yazar genelde karakterlerine psikolojik analizler yaparak anlatıyor.

Olağanüstü Bir Gece’de bunlardan biri.

Burjuva hayatı yaşayan ve varlığını duyarsız olarak sürdürürken bir subayın,  at yarışlarının seyrettiği bir günde, bunca zaman yaşadığı burjuva hayatınından saparak ahlaksız bir suç işler.

Yaptığı yanlışı düzeltmek isterken, yeniden yanlış yaparak kendinle hesaplaşmaya başlar. Hesaplaşma gecenin ilerleyen saatlerde şehrin arka sokaklarında dolaşmaya başladığında insan olma gerçeği fark edilir.

İşte o adamın içinde haz ve mutluluk ve farkındalık oluşmaya başlamış olur.

Bir gecede nasılda değişim yaşandığını ve bunu iç dünyasına nelere yol açtığını anlatan Zweig, tadımlık kitabında o kadar güzel vurguluyor ki, işte orada alıp okumak lazım.

Zweig sevenler, yazarın tarzını biliğinden bu kitabı da çok sevecektir.

Kitap bir oturmada bitebilecek 69 sayfadan oluşan bir modern klasik serisi.

Bu kadar psikolojik analizler yapan bir yazarın intiharın eşiğine getiren nedir diye sormuyorum değil.

Yaşasaydı kim bilir daha ne çok güzel eserler bırakabilirdi.

Bu kitap bir beyefendinin dönüşüm hikayesidir.

Hepimizi bir yerden bir yere dönüştüren hikayelerimiz yok mu?

Damak tadı bırakacak bu kitabı okumanız tavsiyedir.

 

  • Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yetiricek bir şeyi yoktur.
  • Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilenlerin gerçek anlamda yaşadıklarına inanıyorum.

 

 

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir