piri-reisin-sirri

Piri Reis’in Sırrı Kitap Yorumu

Merhabalar

Eylül ayını Cenk Kayakuş’un yazdığı Piri Reis’in Sırrı kitabı ile kapatmış bulunmaktayım.

Bol okumalı bir ay geçirdim ve Ekimde’de  aynı hızla devam etmek istiyorum.

Yaşama Açılan Penceredir Kitap etkinliğimizin sponsorlarından biri olan Altın Bilek yayınları kitap seçimlerini bize bıraktığında benim seçtiğim iki kitaptan birisi Piri Reis’in Sırrı’ydı.

Bu kitabı seçmem de ki sebep; Birincisi tarih yüklü bir roman olduğunu düşünmem, ikincisi yazarın bu diğer kitapları ile ilgili yazılmış onlarca iyi yorum.

Şimdi kitap bittiğinde doğru seçim yaptığım için kendimi kutluyorum.

Piri Reis’in Sırrı yazarın okuduğum ilk kitabı. Aslında başka kitapları da varmış ama ben yeni haberdar oldum.

Bu romanı da çok beğendiğim için diğer kitaplarını da okumak istiyorum.

Şimdi gelelim bir Hakan Geda macerasına. Neden böyle diyorum? İlerleyen satırlarda anlatacağım:))

Piri Reis zamanın hükümdarı olan Kanuni tarafından gizli bir göreve atanır. Görevi, saklı olan bir hazinenin izini sürmek ve onu bulmak. Aslında buluyorda. Düşmanla yaptığı anlaşma çok gizli olduğu için, çıktığı görev başarısız olarak görülüyor ve yıllar sonra sultanın emri ile öldürülüyor.

Devamını oku

 

 

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir