safir

Safir Kitap Yorumu

“Neye minnet etmeliyim. Hasta yatağındaki bir varis vermeden ölecek olan karıma mı? Ya da düşmanını bile tam olarak bilemediğim bu toprakların elime tutuşturulmuş olmasına mı? Sadece kral için savaşmışken, yapacağım en ufacık hatada krala ihanet etmiş sayılacağıma minnet etsem senin için uygun olur. Bildiğim ve yapabildiğim en iyi şey savaşmakken, bir savaş meydanında ölüp gitmekten daha fazlasını ummazken bu insanların alay eder gibi bana Lord demelerine mi  minnet etmeliyim. Ben bir şef yada koca değilim. Sadece kralın verdiği görevi yerine getiren bir piçim. “

Bu paragraf az çok Safir kitabı hakkındaki tanımlamayı yapıyor.

Kafa koparan Brian için söylenmiş onca efsaneyi duyan, ondan deli gibi korkan Evangeline  Kral’ın emri ile birden kendini Brian ile evli bulur. Kralın emrinden hiç çıkmayan Brian, Eva ile birlikte yeni görevi için Altın Vadi’ye gider. Artık Altın Vadi’nin yeni bir Lord’u ve Leyd’si vardır.

Çıktıkları bu yeni maceralı yolda onları bir çok şey beklemektedir. Altın Vadi’yi talan edenlerle yapılacak olan bir savaş kapıdadır. Eski günler çok uzakta kalmıştır. yeniden birlik ve beraberlik zamanıdır. Bunca düzenlenmesi gereken işlerin arasında Leydi’nin hamile kalması ve bir varisin olması gerekmektedir.

Formalite gibi gözüken bu evlilikte hiç hesap etmedikleri bir şey olur.  AŞK…

Romana ilk başladığımda O Brian’a kabalığına fena gıcık olmuştum ama okuyunca mutlaka gönlümü feth edeceğini düşünmüştüm. Nitekim de öyle oldu. Brian bunu başardı ama kendine de çok eziyet etmedi değil. Son sayfalara kadar kabalıkla hep bir numara oldu.

Evangeline, kısaca Evam, Sarayın Keçisi. Sen ne güzel, ne iyilik dolu bir leydisin. Korkusuzluğu, akıllılığı, dürüstlüğü ile herkesi kendine hayran bıraktı. Helede Brian gibi bir hödüğü aşk adamı yaptı ya helal olsun.

Tarihi olayların bir arda olduğu, entrika ve çevrilen oyunların etrafında işlenen hikaye sadece Eva ile Brian’dan ibaret değildi tabi. Romanda geçen bir kaç kötü karakter dışında hepsini ayrı ayrı sevdim. Mairi’nin başına gelenlere çok üzülürken, Kai’nin onun için hissettiklerine bayıldım. Rodina ile Lai’in çekişmelerini hep güldüm. Berabere kaldıkları o kavgayı resmen seyrettim.

Hele Caci bir tek o Brian’ı dize getirmeyi başarabilen yaşlı bilge. O anlatılmak bitmez.

Cailin kötü kadın. Layığını buldu. Kesinlikle uzak durulması gereken bir karakter.

lemariz

Uzun zamandır historical roman okumuyordum. Aslında historical film severim, kitap hep ikinci planda yer alırdı. Bu sefer yanılmışım:)

Bu kitabı ilk gördüğümde kapağının güzelliğinin de payını hesaba katarsak çok beğeneceğimi tahmin etmiştim. Ve öyle de oldu. Türk bir yazarın İskoçya’da geçen tarihi bir roman yazmasını çok başarılı bulduğumu da söylemeden edemeyeceğim.

Bir çok bölüm benim okuyarak film seyreder gibi geçti.

Zorunlu olan bir dayatmadan çıkan bu evliliğin saf ve temiz sevgisine, vahşi gibi görünen bir erkeğin yumuşacık kalbine dokunmuş olan Safir, inanın size de dokunur.

Okuyun derim.

Keyifli okumalar

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir