sans-kurabiyem

Şans Kurabiyem Kitap Yorumu

Bir haftadır kitap okuyamıyordum ta ki Şans Kurabiyem’i elime alıncaya dek.

Şans Kurabiye’m Dex Kitap’ın yeni kitabı. Bende yeni çıktığını görünce, “Siz hiç kendi hayatınızı yeniden yazmak istediniz mi?”  sorusunu da okuyunca, hemen sipariş verdim ve elime ulaşır ulaşmaz ertesi gün öğlen başladım gece son yirmi sayfaya geldiğimde bırakabildim.

İşte, metroda, kafede otururken sürekli bir yandan okuyor bir yandan diğer işlerimi yapmaya çalışıyorum. Biran önce bitmesini istedim. Aklım  kitapta. Aklım Mavi’de

Mavi, bir yıl boyunca masal gibi bir aşk yaşarken sevdiceğinden ayrılır ve yazarın da anlattığı gibi tam bir enkaza dönüşür. Hem de ne enkaz. Üç yıl geçmiştir ve hala bitik durumdadır.

Yaşadığı bu yıkım, bu enkaz onu her şeyden uzaklaştırır. Bana göre yaşayan ölüden farksız bir duruma düşer.

Bir sabah uyanır ve bir karar verir. Sayısız kitabın editörlüğünü yapmıştır ama bu sefer kendi kitabını yazacaktır. Yazacağı kitap hem gerçek, hem hayal, hem de yaşamak isteyip yaşayamayacağı ne varsa onlarla ilgili olacaktır.

Ve Mavi yazmaya başlar…

Roman

Roman, hem kitabı yazan yazarımız tarafından, bir taraftan da Mavi’nin dilinden anlatılıyor. Yazar Mavi’nin bulunduğu ruh halini ve üzüntülerini olaylarını anlatırken, diğer Mavi ise kendi kurduğu roman kahramanlarını, hayallerini ve yapmak istediklerini anlatıyor. Mesela kırmızı bir araba alıyor kendine, kendisine ait bir dairede yaşıyor, hep gitmek istediği yemek kursuna başlıyor…

İki ayrı Mavi ile karşılaşıyorsunuz.

Roman beni kendine öyle bir çekti ki bunun tarifi zor. Mavi’nin yaşamış olduğu büyük yıkım belki hepimizin hayatımızın bir bölümünde başıma gelenlerden. Romanda Mavi kendini buluyor ve bir şekilde yaşadıklarından kurtuluyor. Ama nasıl? O kadar zor sınavlar veriyor ki işte burada, Mavi yaşayan bilir demek istiyor.

Romanda iki ayrı son var. Bir yazarın anlattığı gerçek Mavi’nin sonu, bir diğeri de roman kahrananı Mavi’nin yazdığı kitabının sonu.

Mavi’nin de kitabının adı Şans Kurabiyem. Neden bu ismi koyduğunu kitabı okurken okuyucuları anlayacaktır.

Mavi’nin yazdığı kitabının  sonu beni şaşırttı. Ben başka bir son hayal etmiştim ama öyle olmadı. Yazar burada bize başka bir son yaratarak sürpriz yapmış oldu.

Kitap içinde bir kitapla karşı karşıya kalmak, benim için işte bu romanı güzel kılan oldu

Yazarımızın yazdığı son beni sevindirdi ve Mavi artık yeni bir başlangıç yaptı.

Biraz karışık anlatmadım dimi:)

Umarım fazla detaya girmeden anlatmaya çalışmışımdır.

Ayrıca bu kitapla ilgili başka bir detay daha sizinle paylaşmak istiyorum. Kitabı okurken dayanamadım ve cumartesi akşamı ınstagram hesabımda kitapla ilgili yorum yapıp paylaştım. Bu yorum sayesinde Sinem Hanım’la mesajlaşma şansı yakaladım ve inanın çok mutlu oldum. O mesajlarda bile ne kadar sıcak ve ne kadar içten olduğunu  her halinden anladım.

Emin olun kitap da öyle.

Kendisine buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Hepimiz bazen bir yerlerde saplanıp kalıyoruz. Bazen hafif sıyrıklarla sıyrılırken, bazen derin yaralarla kaldığımız yerden devam ediyoruz. Her acı geçmiyor belki ama içimizde ta derinlerde kilitlenip kalıyor.

Mavi bana dokundu. Ezdi yüreğimi. Sevdirdi kendini. Belki de ben ondan bir şeyler hatırladığım ve kendime kattığım için olabilir. Bilmiyorum…

Sinem Hanım bana Şans Kurabiyem size şans getirsin demişti. Ben de size şimdi Şans Kurabiyem’i okuyan herkese şans getirsin diyorum.

Ve son olarak da, “Siz hiç kendi hayatınızı yeniden yazmak ister miydiniz?” sorusunu soruyorum.

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir