Sarai Kitap Yorumu

“Sen hiçbir şeyden korkmazsın.” dedim, gözlerim hala tavana bakarken. “Yanılıyorsun” diye itiraz etti. “Her şeyden korkuyorum. Mesela yarın neler getirecek? Ya da günün sonunu yaşayacak kadar yaşayabilecek miyim? Dahası Jiver’in veya herhangi birinin kapıdan gelip uykudayken beni öldürmesinden de korkuyorum. Hiçbir zaman normal bir hayat yaşamayacağımdan korkuyorum. Normal olmanın nasıl bir duygu olduğunu dahi bilmiyorum artık.”

Merhabalar

Seri kitaplar okumayı sevmiyorum. Sebebi de sabırsız olmam. Uzun zamandır gördüğüm ve hep tam not alan Katiller Çetesi Serisine başlamış oldum.

İlk kitabımızda Sarai

Kitabın arka kapağına bakınca kitap zaten  sizi içine alıyor ve merak uyandırıyor.

Arka kapak yazısı; Sarai henüz on dört yaşındayken annesi tarafından Meksika’daki bir uyuşturucu baronunun yanında yaşamaya zorlanmıştır. Fakat Sarai, normal bir hayatın ne demek olduğunu unutmasına rağmen, zorla alıkonulduğu evden kaçma umudunu da hiç yitirmemiştir. Soğukkanlı bir katil olan Victor da tıpkı Sarai gibi çocukluğundan beri hep ölüme ve şiddete tanık olmuştur. Victor öldüreceği yeni hedefiyle ilgili bilgi almak için Sarai’ın bulunduğu yere geldiğinde genç kız ,buradan kaçabilmek için elindeki tek fırsatın bu adam olduğunu anlar. 

Uzun süre esir kalan Sarai’nin kurtulmak için tek umut kaynağı Victor’dur. Sarai’i kaçmak için saklandığı o aracın içinden başka bir dünyaya açılır. Victor ile girdiği bu yol, bazen tehlikeli, bazen acımasız, bazen heyecan doludur.

“Bana tuhaf bir şekilde nezaket göstermesine rağmen, çeşitli yollarla beni taciz eden Meksikalı bir uyuşturucu baronunun elinde tecrit ve esaret altında bir hayat yaşamıştım. Gençliğimin büyük bir bölümünde, sevmediğim ve birlikte olmak istemediğim adamla yatmak zorunda kalmıştım.”

Kitabı okuyanlar ve okumak isteyenler fazlası ile kitaptan bihaberler. O kadar çok yorum, o kadar çok spoiler var ki seri hakkında bolca bilgi edinebilirsiniz. Ben kendi betimlememi anlatmak istiyorum size. Esir ve alıkoyma hayatına son verip kaçan Sarai, özgürlüğüne kavuşmuştur. Özgürlüğe giden bu yolda  genç kadın yavaş yavaş kendini bulma hikayesini okumaya başlıyorsunuz. Bu kadın vicdanını, duygularını, yapmak istediklerini, adaletini…

Kapalı ve esir tutulduğu süre boyunca yaşadığı kötü davranışlar onu bambaşka biri haline getirmişken Victor’un sahiplenici ve güçlü tutumu sayaesinde kaybetmiş olduğu gücü ve kendi öz güveni bulmaya başlıyor. Bir çok okuyucuya göre Sarai karakteri pek beğenilmemiş olsa da ben Sarai’nin güçlü duruşunu, özünden ayrılmayışını çok beğendim. ve bana ileriki kitplarda çok şey başaracağını vaat ediyor.

Şimdi gelelim kitabın en güçlü erkeği Victor’a. Yazar Victor’u o kadar güzel biçimlendirmiş ki; kafamda yarattığım Victor, dimdik, yıkılmayan ve hep kazanan bir adam.

Sayfaları okudukça da bu düşüncemde pekişti. Aklı ve zekasını iyi kullanarak her türlü zorluğun altından rahatça kalkıktı. En güzeli de Sarai’e çok güzel sahip çıktı.  Tek sevmediğim katil olması.

“Saat henüz dokuz bile değildi ama dışarıda zifiri bir karanlık vardı. Yatakta kolumu kıvırıp, yastığın altına koydum ve yan tarafıma döndüm. Ayaklarım üşüyordu ama kalkıp da Victor’un bana aldığı bir çift çorabı paketinden çıkarmaya üşendiğim için, ayaklarımı bileklerinden birbirine bastırıp battaniyenin altına çektim.

Victor odaya girdi. Lambayı açmak yerine koridordaki ışık içeriyi aydınlatsın diye kapıyı açık bıraktı. Uykuya dalmış olabileceğimi düşündüğünü hissettim. Tepeden tırnağa, üstündeki kıyafetler onda daha önce hiç görmediğim ince bir zevkin ürünü gibiydi. Dolayısıyla kendimi onun tehlikeli güzelliğine bakmaktan alıkoyamadım.”

Bu kitap için yazılması ve yorumlanması gereken bolca cümle sarf edebilirim. Bir sürü alıntı bırakabilirim. Ama daha fazla detay vermeyeceğim.

Romanda karanlık dünya ile ilgili bir çok kötü olay okuyor, pis işleri görüyorsunuz. Yazar sizi ilk sayfadan son sayfaya kadar öyle bir sürüklüyor ki okumaya kıyamıyorsunuz. son yetmiş sayfayı nefesim içimde kalarak okudum. Anlatım, tasvirler, olaylar çok gerçekçi. Siz dışarıdan üçüncü bir göz gibi oluyor, kitap okumuyor olayları yaşıyorsunuz.

Kısacası Katiller çetesinin ilk kitabı Sarai muhteşem.

“Metal kapı üzerime kapandı ve tek ışık kaynağım olan dışarıdaki sokak lambasının pencereden zayıf bir şekilde sızışı kesildi. Komidinin tekrar metal kapının üstüne yerleştiğini, duydum, yukarıda olup bitenler bir yana, orada kıstırılmış bir halde kalma düşüncesi yüzünden kalbim duracak gibi oldu.”

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir