sevginin-pusulasi

Sevginin Pusulası Kitap Yorumu

Saadet Aydınlıoğlu ve Sevginin Pusulası Kitap Yorumu

Merhabalar

Bugün hayatımızın  içinde yaşanan olaylardan oluşan kısacık, sıcak, samimi, biraz duygusal ama içi saf sevgi ile dolu Seda’dan bahsedeceğim.

Seda, 40 yaşında dul çocuklu bir adama tesadüfen aşık olunca  babası tarafından evlatlıktan ret edilir.

Seda’nın Serdar’la olan ilişkisini onaylamayan babası kızını affetmez.

Seda babasına yakalandığı o gece hem evini, hemde çok sevdiği Serdar’ı terk etmiştir. Serdar’ın evlenmek istemediğini düşünen Seda gurur yapıp, o geceden sonra Serdar’ı ne arar ne de görür.

Annesini küçük yaşta kaybetmiş olan Seda, babasının sırt çevirmesiyle birlikte, Serdar’ı da bırakarak  Eskişehir’den çok sevdiği İzmir’e  yeni bir hayat kurmak için taşınır.

İzmir yaşantısına alışmaya çalışan Seda, yeni arkadaşlıklar edinir. En yakınlarından biri olan Zeliha Ablası bir öykü yazarıdır.

Sonrasında sokakta bulduğu tatlı tatlı köpek Badem onlara katılır.

İzmir’de tenis hocalığı yapan Seda Yiğit’e özel ders verir. Yiğit onun için artık daha da önemlidir.  Yiğit’ı turnuvalara hazırlayan Seda Zeliha Abla’nın yeğini Ali ile flört etmeye başlar.

Ali’ye beslenen duygular Seda için arkadaşlıktan öteye gitmez ve Ali’de gördüğü bir kaç davranış hatası onu Ali’den ayrılmaya kadar götürür.

Kendi kurduğu yeni hayatına alışmaya çalışan Seda’nın bir yanı hep Serdar’dadır.

Hayatımız hep inişli çıkışlı. Üzüntülerin çoğaldığı yerde başka bir ışık, başka bir sürpriz bizi yakalayabiliyor.

Seda da böyle bir çıkmazın içindeyken bir tarafta babasını ve sevdiceğini kaybetti ama diğer tarafta Zeliha ablası ile Köpeği Badem’i buldu.

Seda zor günler, üzüntülü zamanlar geçirdi. Bazı yerlerde tamamen koptu, çok ağladı. Ne kadar kabul etmek istemese de mecburun uymak zorunda kaldı.

Ama…

Hep yardımsever, iyilik düşünen bir kız oldu. Bir çözüm yolu buldu.

Kitabın sonlarına gelince ooo neler oldu, neler? Neler değişti? İşte o cevaplar romanda.

Küçük bir dipnot  yazar, bazı olayları biraz kısa tutmuş. Kendisine göre yerinde bırakmış. Ben biraz daha fazla detaya yer vermesini, kitabın biraz daha kalın olmasını isterdim.

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir