dex-yayinalari

Sinem Çelebioğlu ve Şans Kurabiyem

Merhabalar
Bir kitapla başladı her şey. Bu cümleyi çok sevdim. Neden mi? Okuduğum bir kitap sayesinde yazarı ile tanışma, buluşma fırsatı yakaladım. Bence bir okur için sevdiği bir kitabı yazan yazarla tanışması helede oturup karşılıklı kahve içmesi çok büyük bir keyif.
turk-kahvesi
Şans Kurabiyem’i okurken nasıl sevdiysem, tanıştığımda da o kadar sevdim Sinem Çelebioğlu’nu:)
Hayatta yaşanılan her bir şey biz sihir sanki. Bende bir sihir daha yakaladım, Sinem’le arkadaş oldum. O kadar çok şey konuştuk ki Mavi’yi, Emir’, Dudu’yu, Yankı’yı teker teker andık. Onlar da kim derseniz Şans Kurabiyem’in gizli kahramanlarından söz ediyorum.
Şans Kurabiyem’in arka kapağının içinde şöyle bir yazı yazıyor: “Hiç bir tesadüf sebepsiz değildir.”
Evet gerçekten değilmiş. Sinem ve ben bir çok ortak noktada birbirimizi tanıdık bulduk diyebilirim. Bu güzel sohbetten çok güzel sorular ve cevaplar çıktı ortaya. Tabi bu konuşulanlar bir kısmı.
Diğer kısmı bizde saklı:))
Harika geçen iki saat bol gülüşmeli, bol duygulu, bol sevgiyle geçti. Yeniden sözleştik ve yakında yeniden görüşmek üzere ayrıldık.
sinem-celebiolu-elmas-kocan
Tatlılığı ve dostane haliyle bei mutlu eden Sinem’e nezdinizde sevgilerimi tekrar sunuyor ve sizi Şans Kurabiyem ve Sinem Çelebioğlu ile yaptığımız röportaja götürüyorum.
Sinem Çelebioğlu’nun ilk kitabı şans Kurabiyem’i hala okumadıysanız, okuyun derim. Sizde Mavi’yle tanışın. Kendinizden bir şey bulacağınız kesin.
Benim yorumu mu merak ediyorsanız. Bir tıkla okuyabilirsiniz.
sinem-celebioglu-sans-kurabiyem

Kendinizden biraz bahseder misiniz? Yazarlık dışında nelerle uğraşıyorsunuz? 

Kendimi bildim bileli kitap okurum ve mesleğimin kitaplardan uzak olmaması için hem lisans hem de yüksek lisansımı Türk Dili ve Edebiyatı üzerine yaptım. Akademisyenliğimin yanı sıra on iki yıldır yayıncılık dünyasındayım ve altı yıldır Doğan Egmont’ta çocuk ve genç yetişkin kitaplarının editörlüğünü yapıyorum. Kitaplar ve yazarlarla geliştirdiğimiz projeler, zamanımın büyük bir bölümünü kapsıyor. Kendime kalan zamanlardaysa yazıyorum, okuyorum, araştırıyorum… Tiyatro, sinema ve müzik tutkunuyum. Köpeğim ve bilgisayar oyunları da vazgeçilmezlerim… 🙂

Yıllardır kitaplarla iç içesiniz editörlük mü, yoksa yazarlık mı daha zor?

Aslında ikisi de iç içe bana göre… Editörlük süresince her zaman okurun bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz ve metnin tümünü görmeye çalışıyorsunuz, taslak halindeyken bile. Ve yazarların yanı başında oturup hafifçe fısıldıyorsunuz, “Şu bölümü şöyle yapalım mı?” ya da “Bu karakteri öne çıkaralım mı?” gibi önerilerinizi paylaştıkça metin şekilleniyor. Onların iç sesi oluyorsunuz bir nevi. Ben de yazarken iç sesimi dinleyerek yazdım.

Şans Kurabiyem’i okumayanlar için size tanıtın dersem beş kelime ile nasıl anlatırsınız?

Aşk, hayal, tesadüf, kahkaha ve affetmek diyebilirim.

Kitap yazdığınızı ilk kiminle paylaştınız ve kitap taslağını ilk kime okuttunuz?

Kitapta yer alan kahramanlarım(l)a 🙂

Kitaptaki en sevdiğiniz bölüm hangisidir?

Hezeyan bölümünün benim için yeri apayrı.

Bence yazılan her kitap yazardan bir iz taşır. Siz hangi Mavi’ye kendinizi daha yakın hissediyorsunuz?

Her iki Mavi’ye de…

“Siz hiç kendi hayatınızı yeniden yazmak istediniz mi?”  sorusu bana hayallerinizi yaşayın ve yaşatın anlamına geliyor. Sizce?

Kesinlikle öyle. Bu soru, pek çok kişiye yaşadıklarını sorgulama ve kilit vurduğu hayallerini hatırlama fırsatı veriyor. Kaç yaşında olursanız olun, bir noktada kendi hayatınızı yeniden yazmaya karar verebilir ve ertelediğiniz ne varsa harekete geçebilirsiniz.

Kitabınızın kapak tasarımı kime ait?

sans-kurabiyem

Kitabın kapağı, çok sevdiğim arkadaşım tasarımcı Serkan Yolcu’ya ait. Tasarımı yapmadan önce hikayeyi okuması ve Mavi’yi tanıması, çizgisine yansıdı diye düşünüyorum. Çok başarılı bir iş çıkardı ve herkesten kapakla ilgili övgüler alıyoruz.

Yeni kitap projeleriniz var mı? Yeniden başka bir Mavi mi yazmak istersiniz yoksa bir erkek karaktere mi can verirsiniz?

Henüz Mavi’nin dünyasından çıkamadım. 🙂 Okurlardan gelen birbirinden güzel yorumları okudukça zihnimde tüm sahneler yeniden canlanıyor.

Beni çok etkiledi dediğiniz kitaplar nelerdir?

Ortaokulda Aşk-ı Memnu’yu okuduğumda edebiyata hayran olmuştum. Lisede Tutunamayanlar’ı okuduğumda mesleğimi çoktan seçmiştim. Üniversite yıllarım boyunca hem Türk hem de batı edebiyatında sayamayacağım o kadar değerli eser kalbime dokundu ki… Ayırt etmem mümkün değil.

En sevdiğiniz yazar kimdir? Ne yazsa okudum ve okurum dediğiniz yazarlar var mıdır?

İhsan Oktay Anar’ı çok severim. Diğer yandan karakterim nedeniyle romantik-komedi filmler kadar bu türün kitaplarını okumak da beni dinlendiriyor. Bu yüzden şu sıralar takip ettiğim Sophie Kinsella, Marian Keyes ve Sarah Jio’yu sayabilirim. Ve elbette olmazsa olmazım, çocuk kitapları… Çünkü çocukların hayal dünyalarını çok önemsiyorum ve küçük yaşlarda kazanılan değerlerin tüm yaşama yansıdığını düşünüyorum.

E-kitap hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Ben romanı elimde tutup, sayfalarına dokunarak okumayı sevenlerdenim.

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Şans Kurabiyem’in okuyan herkese şans getirmesini diliyorum. Ve bir soruyla bitirmek istiyorum: Hayallerine ulaşmayı mı, gerçeklerle yaşamayı mı seçersin? Bu kitapta, bu sorunun cevabını bulacaklar.

sinem-celebioglu

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir