son-parya

Son Parya Kitap Yorumu

“Güz gelince sararan yaprak dalına nasıl veda eder? Hangi dua çölde kurumuş toprakla yağmurun vuslatı olabilir. Karanlık zifriye benzese bile güneşe gelme diyebilir mi?  Bir dağın yüceliği, karıyla eş değerse eğer , karı olmayan dağ neye yarar?”

Ne güzel cümleler yakalıyorum kitaplar sayesinde.  Ne güzel cümleler yakalıyorum kitaplar sayesinde. ” Bir dağın yüceliği, karıyla eş değerse eğer, karı olmayan dağ neye yarar?”  Ne kadar düşündürücü değil mi?

Son Parya bir kaç gün önce okudum ve bitti ve yorumu şimdiye kaldı.  Bazen kitap yorumlarımı sıcağı sıcağına paylaşmak istiyorum ama olmuyor. Araya bir şeyler girince de ilk düşündüklerim bu sefer aynı olmuyor.

İlk size benimde bilmediğim kitap sayesinde öğrendiğim Parya ne demek ile başlıyorum.

Parya’nın sözlük anlamı, herkes tarafından hor görülen ve aşağılanan kimse, ayak takımı olarak geçiyormuş.

Kitabın kapağında da Necip Fazıl Kısakürek- Sakarya Türküsü’nün dizelerinden alınmış “Öz yurdunda garip, öz vatanında parya olanların hikayesi” yazıyor.

Kitabı okuyunca neden bu kitaba Son Parya adı verildiğini anlayabiliyorsunuz.

Şimdi gelelim romanı biraz yorumlamaya;

Kitabımız üç bölümden oluşuyor

Birinci bölüm de  Yusuf’u tanıyoruz

Deme ben rüya gördüm 

Gül yüzlüden haya gördüm

Yıldızları saya gördüm 

Canda Yusuf olmadıysan…

İkincisi bölümde Yusuf’un öğrencisi Kerem’i dinliyoruz

Yar uğruna tatlı candan geçersin 

Boy vermemiş başakları biçersin 

Dost elinden zehir olsa içersin 

Sevgi budur, hürmet budur, aşk budur… 

Üçüncü ve son bölümde de  Yusuf’un ilk aşkı Gülizar’ı tanıyor ve kitabı bitiriyoruz.

Yüreğine sevda düştü düşeli

Sol yanından eser seherin yeli

Ellerin gözünde artık bir deli

Bulut, Yusuf olsa yağmaz Züleyha…

Roman Yusuf’un lise zamanlarında başlayarak sona doğru ilerliyor ve Yusuf’un karşılaştığı birçok zorluklar karşısında tek başına nasıl mücadele ettiğini anlatarak bir son gibi gözükse de başka bir başlangıçla bitiyor.

Roman 28 Şubat döneminde yaşanan irtica ile mücadeleyi de kapsamaktadır ve o dönemde öğretmenlik yapan Yusuf Hoca birçok haksızlığa uğramaktadır.

Bazı kitaplar vardır ki yorumlanırken zorlanılır ve fazla detay verilmemek istenir. Son Parya’da öyle bir kitap. Küçük bir ayrıntı yazdığımda sizdeki tüm heyecanı alıp götüreceğimden, affınıza sığınarak fazla yorum yapmak istemiyorum.

Yalnız şunu diyebilirim ki, baskı kalitesi, konu ile bütünlük ve hissettirdiği samimi duygulara bakıldığında sıcak ve duygulu bir roman Son Parya

Akıcı dili, her bölümün başındaki şiirleri ile beni etkileyen bir kitap oldu Son Parya ve benim seçtiğim kitaplar arasında yerini aldı.

Okuyan varsa birlikte yorumlayalım

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir