turabdine-donus

Turabdin’e Dönüş Kitap Yorumu

“Aziz’imi ahunimi kaybettiğim gün anladım ki sıra diye bir şey yok yavrum. O meşum kura çekilirken kimse sormuyor bize.”

Merhabalar

2016 yılı biterken benimde bitirdiğim son kitabım Turabdin’e Dönüş oldu.

Türkiye’den kardeşinin kaybetme acısıyla İsveç’e giden Süryani Meryem hiç bir şekilde ülkesine dönmez.

Besma annesinin mezun olamadan ülkesini terk ettiği ODTÜ’den kendisi mezun olur ve İsviç’e geri gider.

Gittiğinde onu acı bir haber bekler.

Annesi ölmüştür.

Meryem, yakalandığı illet hastalığının pençesinde savaşırken kızına iki ayrı günce hazırlamaya başlar. Güncelerin mavi olanı İsveç’te,  sarı olanı ise Türkiye’de okunması ister ve günceleri eşine emanet eder.

Besma annesini Türkiye’ye götürmeden önce annesini son günlerini ve onu ne kadar sevdiğini anlatan mavi kapaklı defteri okumaya başlar. Besma okumaya başladıkça bu zamana kadar hiç bilmediği akrabalarının olduğunu ve annesinin ikiz kardeşinin öldüğünü öğrenir.

“Zira Aziz’imin kim olduğunu sana Midyat’a gitmeden önce sana bildirmem gerekiyordu. Hastalığımın sırasında zihnimden geçenleri, o süreçte yaşadığım iniş çıkışları, karmaşık duyguları tüm ayrıntılarıyla seninle paylaşmam gerekiyordu.”

İşte kitabın can damarı olan bölümler buradan sonra güz yüzene yavaş yavaş çıkmaya başlıyor.

Yıllarca saklanan bir sır mavi defterle ortaya çıkar ama sarı defterle çözülecektir. Yılların üstünü örttüğü sır Turabdin’de son bulacaktır. Ama nasıl?

Bir genç kızın hayalleri, ülkesinden kaçmasına sebep veren ölüm, acılar, kızına olan hasret ve amansız hastalığın pençesinde verilen onca ızdırap.

Meryem öldüğünde ülkesine ve en çok sevdiği topraklar olan Turabdin’e defnedilmek için döner, beraberinde büyük bir sırla…

Farkı hikayesi, farklı kurgusu ve süryanilikle birleştirilmiş dramatik bir roman Turabdin’e Dönüş.

Babamı kansere yenik veren bir evlat olarak bu şekilde acılı hikayeler beni sarsmıyor dersem yalan söylemiş olurum.

Bazı yerlerde içim sızladı.

Farklı bir roman okumak isterseniz bir bakmanızı öneririm.

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir