vezir

Vezir Kitap Yorumu

Merhaba, Piyon’dan sonra serinin ikinci kitabı olan Vezir Kitap yorumu ile geldim.

Yine bomba gibi bir kitap okudum ve yazarın hayal gücüne hayran kaldım. Piyonla başlayan heyecan Vezir’le iyice şahlanıyor ve resmen kitap seyrini değiştiriyor. O kadar çok olay oluyor ki her sayfa da şaşkın şaşkın bakıp bir sonraki sayfada neler olduğunu merak ettiğimden hızlıca yalayıp yuttum resmen kitabı.

Piyon’u okumayanlar için kısa bir hatırlatma yapayım:

  • “Hayatımı bir portakal çalmak uğruna riske atmak çok aptalcaydı fakat bugün olası sonuçları hiç önemsemiyordum.”
  • 17 yaşına gelen herkesin eşit hakkı sahip olarak girmiş olduğu bir sınav sonrasında rakamlanarak, bence fişlenerek sıralanan bir şehirde, topluma faydalı olarak yaşamaya devam etmek için IV’lerin ve üstlerinin çalmaya ve daha önemli biri olarak yaşamaya hakkı olan bir düzende Kitty III alarak elindeki tek şansıda kaçırmıştır.
  • Bundan sonra yaşamını III olarak sürdüreceğinden artık pazar yerinde herkesten daha önemsiz biri halinde yaşayacaktır.

Piyon kitap yorumumu merak edenler için buradan bir tık alayım.

“Her şeye katlanma ve yapma sebebim de buydu. Başlarını öne eğerek, rütbelerinin izin verdiğince mutlu yaşamaya devam etmek isteyen insanlar için değil, hayatları artık onlara ait olmayan insanlar için… Bu dünyanın nasıl bir yer olduğunu gören ve çıkış yolu bulamayan insanlar için…”

Piyon’u okuyanların hepsi Vezir’i çok fazla beğendiğini söylüyor. Benim içinde aynen öyle. Üç gecedir üstümde battaniye dizimde vezir romanı şekilden şekle büründüm. Vermiş olduğum onca mimik onca hayret ünleminden sonra tadı damağımda ikici kitabı bitirdim.

O kadar çok olay oldu ki hangisinden bahsedeceğimi şaşırmış durumdayım.

Kitabın başlarında Kitty Daxton’un maskelendiğini bildiğinden gerçekte kim olduğunu öğrenmek ister. Maskelenmeden önce mutlaka sakladığı bazı belgeler olduğunu düşünür ve Daxton’un odasına yine havalandırma boşluğundan girer. Saklanmış olan gizli yerden bir değil iki dosya çıkar.

Aldığı dosyalardan biri kendisi ile ilgilidir. Dosyanın içinde Kitty’in çocukluk zamanından girdiği sınava kadar olan süreçle alakalı birçok belge vardır.  Neden hakkında bir dosya tutulduğunu ve çok gizlice saklandığını merak eder.

Kitty içindekilerin ne olduğunu öğrenecektir. (kitabın sonlarına doğru şaşırmayı bekleyin)

İkinci dosya Daxton’un dosyasıdır. Kitty dosyanın onun için bir kurtuluş imidi olduğunu düşünür ve akıllık yapar dosyayı havalandırma boşluğundan inmeden saklar.

Knox’a hiç bir şeklide güvenmeyen Kitty Benjy ile kaçma planlarını çoktan yapmıştır. Tam kaçacaklarken yakalanırlar ve Kitty gözlerini açtığında hiç bilinmeyen bir yerdedir. Bölge X

Kitabın ikinci kilit noktası olan Bölge X’de kötü şeyler olmuştur.

Buruya kadar anlattıklarım kitabın birinci kısmıydı. Olaylar anlattığım kadar kolay değildi.

Kitty yakalanmadan ve yakalandığı sırada neler oluyor işte onları siz okuyunca şaşırıp bana hak vereceksiniz.

Kitabın en en can alıcı noktaları Bölge X’de devam ediyor. Kitty içinde onca acı, onca intikam duygusu ile sürekli planlar yaparken içindeki dik başlı kişiliğini hiç yitirmiyor.

Bölge X’de kışın soğu ile bolca kan dökülüyor, cinayetler çoğalıyor ve kafese atılan mahkûmların birbirlerini öldürmeleri seyrettiliyor.

Başkayer’in en kötü bölgelerinden biri olan Bölge X Marcer’in kötülüğü sayesinde başka bir boyut alıyor. Çok şey oluyor.

İşte benim kendi şaşkınlıklarıma hâkim olamadığım yerleri okudukça ustaca yazılmış bir kitabın diğer sayfalarına kendimi kaptırmam böyle oldu. Sinir oldum, üzüldüm, böyle bir dünya olmaz olsun dedim.

İlk kitapta Kitty’i sevmeme rağmen, Vezir’de resmen bazı hareketlerine gıcık oldum. Bazı yerlerde bencil davrandığını düşündüm ve Knox’a çok yüklendiğini hep inanmayan taraf olduğu kanısına vardım. Ama zeka kıvraklığı ve hızlı düşünebilme yetisi sayesinde bir çok engeli nasıl aştığına şahit olunca takdir ettim.

Benjy kitabın kilit jönü gibi dursa da her iki kitapta da Benjy çok pasif buldum ve hak eden gerçek jönün Knox olduğuna karar verdim.

Bence yazarla aynı fikirdeyiz:))) Birkaç sinyal bize vermiş mi ne?

“Bana yardım etmese bile Daxton’ın dosyasını Sampson’a vermeye niyetli olduğumu bilemezdi. Yaşadığımız bunca şeye rağmen, eski Knox’un gözlerindeki ışığı yeniden görmek istiyordum. Kimse inanmazken benim Lila olduğuma inanan o ışığı… Bana kendimi değerli biriymişim gibi hissettiren o ışığı… “

Zaten Vezir’de Kitty Knox’un ona olan sevgisini Hannah’dan duyuyor ve kendini düşünürken buluyor.

Yien bence Kitty gibi bir kızı Knox gibi bir erkek hak ediyor. Benjy Kitty sarılmaktan öteye gidemiyor. Tüm işi Knox sırtlanıyor.

“Knox onun iddia ettiği gibi beni gerçekten seviyor muydu? Bu çok saçmaydı. ben onun kazanmak istediği oyundaki bir piyondum ve inandığı şey uğruna beni feda etmeye istekli olduğunu defalarca kanıtlamıştı. “

Lila, yada Kitty üstüne düşeni yapıyor ve kendini yine tehlikelere atarak isyanın başlamasına öncülük ediyor.

“Karaceketliler herkesi serbest bırakacaktı. Binlerce eski mahkûm onlara itaat edecekti, Amerika’nın üçte bir cephaneliği onların kullanımına geçecekti.”

Vezir bittiğinde nerde devamı, hemen okumalı sonunu öğrenmeyelim diyorsun. Son sayfayı okuyunca öyle kaldım ben. Neyse şanslıyız ki bu ay sonu serinin üçüncü ve final kitabı çıkıyor.

Üçüncü kitapta görüşmek üzere

Sevgiler

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir