yusuf-gurer-elmas-kocan-safak-karadeniz

Yusuf Gürer Röpartajı

Merhabalar

Yusuf Gürer’le Yaşama Açılan Penceredir Kitap etkinliğimiz sayesinde tanıştık. Kendileri hem yayınevi hem de İzmir’de yapmış olduğumuz ikinci etkinliğimize yazarak olarak katılmıştı. Yusuf Bey kendisi bize kitaplarını imzalamakla kalmamış güzel şiirlerinden bir kaçını da okuyarak bizi mutlu etmişti. Yine kitaplar sayesinde güzel arkadaşlıklara vesile olduk ve Yusuf Gürer’le güzel sohbet ettik.İşte sizler için seçtiğimiz soru ve cevaplarımız?

Keyifli okumalar:))))

yuduf-gurer

Kendinizden biraz bahseder misiniz? Yazarlık dışında nelerle uğraşıyorsunuz?

Yazarlıktan öte okur olma çabasında birisi olduğumu söylemem gerekiyor. O sebeple aslında yazarlığa gelene kadar yolun çok büyük bir bölümünü, dolayısıyla zamanımın çok büyük bir bölümünü okumak alıyor. Yazdıklarım için okumak, bastıklarım için okumak…

İkinci kitabınızla birlikte bir yayınevi kurdunuz. Sizi bir yayınevi açmaya iten sebep ne oldu?

Çok detaya inmeden şu kadarını söylemekle yetinmek istiyorum: Kötü ev sahibi, kiracıyı ev sahibi yaparmış! Türkiye’nin yayıncılık piyasası ise kötü ev sahiplerinin çokluğu ile müstesna!

Yayınevinizin geçmişinden ve gelecekteki hedeflerinizden biraz bahseder misiniz?

Büyük bir samimiyet projesi olarak ortaya çıktı Düz Yazı Yayınevi. Bir Kadıköy sokağında, sıradan bir dost sohbetinde adı kondu. Hep yapmak istediğim bir işti. Zorluklarını tahmin ediyordum fakat tahmin edemediğim şey, çok büyük zorluklarının olması idi. Mali, operasyonel birçok konuda müthiş emek gerektiren, aynı zamanda bu emeklerin karşılığını uzun vadede ümit etmeyi, sabırla yoğuran bir iş yayıncılık. O nedenle 4 yıldan bu tarafa emek, gayret, güzel iş ve sabırla bütünleştik diyebilirim.

Önümüzdeki günlerde, yayınevini kurarken şiar edindiğimiz Türk ve Dünya edebiyatına nitelikli eserler kazandırma fikrimize katkıda bulunacak harikulade kitaplar basacağız. Örneğin Isla Negra Kadını, Monşer Proust gibi. Bu kitaplar dünyada değer görmüş işler. Özellikle Marcel Proust’un hizmetkârı Celeste Albaret’in anılarından oluşan Monşer Proust kitabı için edebiyatseverlerin heyecanlanmasını istiyor ve diliyorum.

İki şiir, iki hikâye toplamda dört basılmış kitabınız var. Yazmış olduğunuz ama basmaktan vazgeçtiğiniz yazılarınız var mı? Varsa eğer neden basmak istemediniz?

Birkaç kitaptan sonra artık her yazdığını basmak isteyen hayalci tavırlarımdan uzaklaştım. Okudukça silmeye azmetmeli. Kendime söylediğim cümle, salık verdiğim esas bu oldu. Okuru, hemen herkesin yazabileceği, basit, sabun köpüğü, alelade kitaplarla yormak istemiyorum. Bunu yapan çokça yazar var zaten. Aforizma yazarlarının ceset cümlelerinden müteşekkil mezarlık raflarına döndü kitapçı rafları… Calvino gibi ince düşünemedikten, Marias gibi ilmik ilmik roman öremedikten, Sait Faik gibi sade ama tek mermide gerçeği görecek şeyler yazamadıktan sonra; en azından bunlar gibi olmaya çaba göstermedikçe yazdıklarımı yırtmam okurlara faydalı bir iş olur…

En sevdiğiniz yazar kimdir? Ne yazsa okudum ve okurum dediğiniz yazarlar var mıdır?

Babam Attilâ İlhan, büyük amcam Nâzım Hikmet ve dedem Tevfik Fikret’tir. Ne yazmışlarsa okudum, okurum, okuyacağım…

Gelecek kitap projeleriniz var mı? Şiir ve hikaye dışında roman yazmayı düşünüyor musunuz?

Çok uzun yıllardır yazmaya devam ettiğim, gayret ettiğim, yazmaktan usanıp tekrar başına oturduğum, bir türlü bitmeyen ve belki de hiç bitmeyecek bir romanım var. Belki biter okuruz, belki bitmez okuruz, belki okumayız. Ne olur hiç bilmiyorum. Adı da Hiç olacak zaten. Ya da ona benzer bir şey. Bu da net değil yıllardır.

Son kitabınız Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül Kitabınız tek bir kadına için yazılmış gibi hissediyorum. Sizce yanılıyor muyum?

Bence yanılan ben oldum.

duz-yaziyainevi

Ben Sana Şiir Yazayım Sen Sadece Gül kitap tasarımı kurgusu kime ait? Kapak tasarımı ile ne hissettirmek istediniz?

Kitabın adı ile kapaktaki yüzün birbirini karşılaması gerektiğini düşündü tasarımcımız. Ancak ben şiir okuduğumda gülecek bir kadın olacaktı, o yüzden yüzü asık. Kitap bittiğinde güler diye. Renkler, çizim gayet güzel olmuş ve içime sinen bir kapak hazırlamıştık.

Son kitabınızı okumayanlar için size tanıtın dersem beş kelime ile nasıl anlatırsınız?

Yirmi beşinci saat, dokuzuncu nota, gözle görülemeyen renkler, öldürmeyen aşk, son sevda.

Kitaptaki en sevdiğiniz şiiriniz hangisidir?

Senli Zamanlar.

“Mesela sen benim Tomris’im ol, ben senin Cemal’in, Edip’in, Turgut’un… Bir şiir gelsin hiç gitmesin sonra. Sen bir gül kocaman, hiç solmasın dudaklarında kalsın.” Burada siz hangisisiniz?

Hepsi benim. Tomris de dâhilmiş bu hepsi sözüne, bunu sonradan sezdim…

Son zamanlarda sosyal medya da paylaşılan kitap hesaplarını ve kitapların okunurluğu hakkındaki düşünceleriniz neler? Siz nelere dikkat ediyorsunuz?

Kitap hesaplarını, yorumlarını, bakış açılarını başarılı bulduğumu söylersem güzel bir yalan söylemiş olurum. Her okuduğu kitabı beğenen paylaşımlar okumaktan sıkılıyorum. Eleştirilecek husus gösteren hesaba, eleştirdiğinde bunun kılcallarını derinleştirenlerini görmedim. “Ba-yıl-dım!” diye kitap yorumu yapılıyor. Bayıltan kitaba rast gelmedim ben! Daha sık okuyup daha az paylaşım yapılsa, ortaya evlek, gevrek şeyler çıkma olasılığı azalacaktır. Bir de bedava kitap alıp yorum yapanlar var. Evlere şenlik. Ben kimseye bedava kitap göndermiyorum. Bir zahmet alınsın, okunsun.

Roman okumayı seviyor musunuz? Okudum beni çok etkiledi dediğiniz kitaplar nelerdir?

Okumayan yazar, okumayan yayıncı gibi uzaylı gibi türler var bu ülkede. O yüzdendir ki siz de roman okumayı seviyor musunuz gibi bir soru soruyorsunuz haklı olarak. Sevsem de sevmesem de okumalıyım, kendime yayıncı diyorsam, siz bana yazar diyorsanız, bu böyle, okumalıyım. Ki çok seviyorum. Okul yıllarında hobi olarak değil de gereklilik icabı okurdum. Hâlâ da öyle bu durum. Beni çok etkileyen kitapların sayısı ile kütüphane kurulur. O yüzden tek tek saymama hacet yok. Calvino, Marias, Attilâ İlhan, Dostoyevski, Zweig gibi ustaların önemli eserleri desem yeterli olur.

E-kitap hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Teknolojinin, harekete geçiren gücüne adapte olmak iyidir. Hapsolmak salaklıktır. Ne birisi (ay kitabı hissetmezsem ölürüm! diyenler) ne ötekisi (ay ben yapamıyorum tablette, o ne be oyun oynar gibi! diyenler). Okumak bir bütündür, haber, deneme, makale, öykü, şiir vb birçok şeyi okuyoruz elimizdeki zımbırtılarından her gün. Disiplinli bir okuma ise konu, ben pek sevmiyorum tablette okumayı. Kişisel tercih meselesi…

Tüyap Kitap Fuarına alınmadığınızla ilgili bir haberinizi okumuştum, Bu yaşanan durum için eklemek istediğiniz başka detaylar var mıdır?

Okuru, yayıncıyı, yazarı, edebiyatı kandıran kim varsa yanlış yapıyor!

Düzenlenecek olan Cnr Kitap Fuarında yayınevinizi görecek miyiz?

Okurlarımızla buluşmayı özledik. O yüzden fuarda olacağız. O fuar bu fuar ayrımı yapmıyoruz, o yayınevi bu yayınevi ayrımı yapmayanlarla da anlaşmamız kolay oluyor.

Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Bu röportajı okuyan her okuru seviyorum. Merak edip kimmiş bu adam diyerek araştıranı daha çok seviyorum. Kitaplarına da bir bakmak lazım diyene tebessüm, alanlara hasret besliyorum… Size teşekkür ediyorum…

yusuf-gurer

Yusuf Bey’e hem etkinliğimizde bizimle birlikte olduğu için, hem de bizim sorularımız yanıtladığı için çok teşekkür ederiz. Yeniden birlikte olmak dileğiyle.

Saygılar

Elmas

Beğen & Paylaş:

Post Author: elmaspiriltilari

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Yusuf Gürer Röpartajı” için 2 yorum

  • Myreal

    (6 Mart 2017 - 12:48)

    Kötü ev sahibi, kiracıyı ev sahibi yaparmış! ne kadar da doğru demiş 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir